Haberler

Olumsuz Yaşam Olayları İle Baş Ederken “Onların” Dünyasını Atlamamak

Son dönemde ülkemiz ve dünya zorlu süreçlerden geçmektedir. Doğal afetler, salgın hastalıklar, savaşlar vb. olaylar insanların günlük yaşam rutinlerini, psikolojisini etkilediği gibi çocukların dünyasını da etkilemektedir. Biz yetişkinler yaşanan bu olaylar ve durumlar karşısında bazen geçmiş tecrübelerimize dayanarak, bazen bizzat olayların içinde yer alarak, yazarak, çizerek, konuşarak, duygu ve düşüncelerimizi paylaşarak süreçle baş etmeye çalışmaktayız. Yetişkin olmak çoğunlukla en zor duygu durumlarıyla bile baş etme ve yoğun duyguları doğru bir şekilde kanalize etme halini beraberinde getiren bir birey olma halidir. Biz yetişkinlerin bile zaman zaman tanımlamakta zorlandığı, karışıklık yaşadığı, anlamlandıramadığı şeyler olabiliyorken gelişme döneminde olan çocukların bu süreci anlamlandırıp, duygularını kontrol edip ifade edebilmeleri oldukça güçtür.
Hayatımıza getirilen çeşitli kısıtlamalar, onların rutinlerindeki değişiklikler, onlar duymasın diye uğraştığımız ama kulak misafiri oldukları haberler, sessiz konuşulduğu sanılsa bile onların dinlediği sohbetler, sık sık hatırlatılan el yıkama rutinleri ve çevreyle ilişkilerinde getirilen kısıtlamalar… Tüm bunların hepsi onların dünyasında da soru işaretlerinin oluşmasına sebep olmaktadır.
Bu sürecin hem fiziken hem ruhen sağlıklı atlatılabilmesi ve çocukların bu süreçten minimum düzeyde etkilenmesi için tavsiyelerimiz aşağıdaki gibidir:
• Öncelikle ebeveyn olarak kendinize iyi bakmanız gerektiğini, bu süreçte duygusal olarak kendinizi beslemenizin ve ruhsal sağlığınızı korumanızın çocuğunuza iyi geleceğini unutmamalısınız. (Ayrıntılı bilgi için Ek1’e bakınız.)
• Özellikle gündemin biz yetişkinleri karamsarlığa sürüklediği zamanlarda, çocukların verdiği duygusal mesajlara karşı daha hassas olmak, onlardan gelen sözel ve sözel olmayan ipuçlarını okuyabilmek oldukça önemli. Buna ek olarak çocuğunuzla vakit geçirerek, oyun oynayarak hissettiği duyguları size aktarmasını kolaylaştırmak da yapıcı olacaktır.
• Konuyu merak eden veya yanlış bilgiye sahip olan çocuğunuza durumu açıklamanız gerektiğinde; “Bu konuda sen ne düşünüyorsun?” “Bu konuda neler biliyorsun bildiklerini bizimle paylaşır mısın?” cümleleri ile öncelikle onun neler bildiğini öğrenmek önemlidir. Gereğinden fazla açıklama yaparak kafasının karışmasına sebep olmaktan, ilgilenmediği ya da yaşına uygun olmayan cevaplar vermekten kaçının.
• Konuşmalarınızda sakinliğinizi koruyun ve güven verici şekilde konuşmaya özen gösterin. Kaygının bulaşıcı olduğunu ve çocukların sözsüz iletişimdeki mesajları alma konusunda başarılı olduklarını unutmayın.
• Coronavirüs gündemini çocuğunuzdan gizlemek için ekstra çaba göstermeyin. Konuşulmayan şeyler çocuklarda daha fazla kaygı uyandırır. Bilmediğiniz bir şey sorduğunda dürüst olun ve bunu onun için araştıracağınızı dile getirin.
• Çocuğunuzun Coronavirüs ile ilgili televizyon, radyo vb. yayınlara yüksek oranda maruz kalmamasına özen gösterin.
• Çocuğunuzun durum üzerinde kontrol hissetmesini sağlayın. Örneğin virüslerin yayılmasını nasıl engelleyebiliriz?
• Yapması gereken eylemleri sık sık hatırlatıp tedirginlik yaratmak yerine eğlenceli bir oyun şekline getirebilirsiniz. Çocuğunuzun ellerini 20 sn. süresince yıkamasını sağlamak için iki kere “İyi ki doğdun” şarkısını söylemesini sağlayabilirsiniz. Böylelikle 20 sn. el yıkama sürecini eğlenceli bir ritüele çevirmiş olursunuz.
• Rutinlerinize mümkün olduğunca devam etmeye çalışın. Akşam yemeği saatleriniz, uyku saatleriniz, ailece yaptığınız bazı aktivitelere devam etmek çocuğunuza güvenli olduğunuz mesajını verecektir.
• Çocuğunuza ; insanların güvende ve sağlıklı olması için çabalayan kişilerin varlığını vurgulayın. Hastaneler, doktorlar ne yapması gerektiğini biliyorlar ve bilim insanları aşı bulmak için araştırma yapıyorlar. Evde kalmanın herkesin güvenliğini sağlayacak bir önlem olduğunu anlatın.
Ek1:
Tedbir sürecinde yetişkinlere yönelik tavsiyeler:
• Sosyal medya veya televizyon programlarında salgın tehlikesine ilişkin haberlere fazlasıyla maruz kalmak, kaygıyı ve eşlik eden panik hissini tetikleyebilir. Bu nedenle doğru kaynaklardan, yeterli düzeyde bilgilenin.
• Haber kaynaklarını gün içerisinde sürekli takip etme ihtiyacında olabilirsiniz, bunun yerine belirli zaman aralığında ve kısıtlı sayıda güvenilir kaynak aracılığıyla konuyla ilgili haberleri takip edin.Fazla haber içeriği zihinsel ve duygusal yük yaratır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.